Facebook'un ilk ortağı hatırlarsak Microsoft olmuştu. Microsoft'un yatırımıyla piyasa değeri 15 milyar dolar civarında düşünülen Facebook, bugünlerde bünyesine dahil ettiği Rus şirketine hisselerinin %1.96'sını 200 milyon dolara sattı ve piyasa değerinin şu anda 10 milyar dolar civarında olduğu düşünülüyor.
Bu durum Mark Zuckerberg'in pek umrunda değil aslında çünkü Zuckerberg bu yatırımın maddi gelir amaçlı olmadığını vurguluyor ve yatırımın daha stratejik bir öneme sahip olduğundan bahsediyor. Techcrunch'ın kurucusu Michael Arrington'ın yatırımcı Rus şirketi Digital Sky Technologies'ın kurucu ve CEO'su Yuri Milner ve Facebook kurucu CEO'su Mark Zuckerberg ile yaptığı röportajda, Milner sosyal ağlara olan güvenlerinden bahsetti ve bu doğrultuda Facebook'a yatırım yapmak istediklerini belirtti. Zuckerberg ise birçok şirketin yatırımcı olmak için kendileriyle temasa geçtiğini ancak Digital Sky Technologies'in bu noktada kendileri için doğru tercih olduğunu söyledi.
Röportajdan anladığım kadarıyla Facebook ne yaptığını çok iyi biliyor. Rusya ve diğer slav ülkelerinde Facebook çok popüler değil. Kendi yerel sosyal ağlarını çok yoğun olarak kullanıyor Rusya halkı çünkü halkın büyük çoğunluğu ingilizce bilmiyor. Yuri'ye röportajda yönetilen "Facebook'u kullanıyor musunuz" sorusuna, "evet hesabım var ama çok yoğun olarak kullanmıyorum, daha çok yerel sosyal ağları kullanıyorum" şeklinde verdiği cevap aslında çok açık bir şekilde Facebook'un bu hamlesinin 200 milyon dolardan çok daha fazlası olduğunu gösteriyor. Facebook'un amacı hem bu yatırımla PR yaparak, özellikle rus medyasında sesini duyurarak yerel rakiplerine karşı bir adım göne geçmek hem de Rus ortağıyla kuracağı yakın işbirliği ile Rusya pazarı için doğru stratejileri izlemek (ki bu şirketin Rusya'da birçok yerel sosyal ağda ortaklığı var).
Rusya'ya benzer özellikte ve Facebook için büyük potansiyel teşkil eden bir bölge daha var aslında. O da Asya pazarı. Genel olarak asyalılar da kendi yerel sosyal ağlarını kullanıyorlar ve Facebook yakın gelecekte bu pazara da sıkı bir şekilde giriş yapabilmek adına yeni stratejiler geliştirirse şaşırmayalım.
Techcrunch kurucusu Michael Arrington'ın Yuri Milner ve Mark Zuckerberg ile yaptığı söyleşinin videosu; (video ingilizce ve sesi biraz düşük seviyede, hoparlörünüzün sesini açmanız gerekebilir)
27 Mayıs 2009 Çarşamba
26 Mayıs 2009 Salı
Online ve offline mecralarda ayrı ayrı fiyatlama stratejisi
Bildiğiniz gibi, uzun zamandır bu blog üzerinden E-Ticaret ve E-Pazarlama konusunda bakış açılarımı, haberleri, gelişmeleri paylaştım ve bu konudaki terimleri açıklamaya çalıştım.
Master öğrenimimde artık tez yazma aşamasına geldiğim için makaleler okuyorum ve sizinle bu makalelerin içeriğini kısaca paylaşacağım bundan sonra.
Ruiliang Yan (Virginia State Universitesi, İşletme Okulu'ndan), Pricing strategy for companies with mixed online and traditional retailing distribution markets başlıklı makalesinde, şirketlerin online ve offline kanallarında
uygulamaları gereken fiyatlama stratejilerini pazar yapılarına göre incelemiş.
Makalede Yan, üç durumu tanımlamış. Bu durumlardan ilki, Bertrand modeli diye de bilinen pazardaki iki kanalın birbirinden bağımsız olarak fiyatlarını belirlemesi ve bu fiyatlar üzerinden satış yapması olarak tanımlanıyor. Yani bir şirketin online kanalının fiyatı ile geleneksel kanalının (toptancı, perakendeci gibi) fiyatları birbirinden bağımsız olarak saptanıyor, ve satışlar bu rakamlara göre devam ediyor. İkinci durum ise, Stackelberg olarak da geçiyor. Stackelberg durumu ise şirketin online ve offline kanallarının fiyatlarını önce bağımsız olarak belirlemesi, daha sonra birbirlerinin fiyatlarına göre değişiklikler yapması üzerine kurulu. Bu durumun bir alt kırılımı da var. Bu kırılım, hangi kanalın (online veya offline) pazar liderliğini yaptığı ile ilgili. Yani hangi kanaldan daha yüksek satış rakamları yakalanmışsa o kanal fiyatı belirler ve onu takip eden diğer kanal fiyatını lidere göre ayarlar. Örneğin, bir kitabevinin hem online mağazasının olduğunu hem de belirli kitapçılarla çalıştığını farzedelim. Online mağaza satışları kitapçılarda yapılan satışlardan daha fazlaysa kendi kitapları için, burada pazar lideri online mağaza demektir. Bu durum da, online mağazanın fiyatını belirlemesi, kitapçıların da bu fiyatı dikkate alarak fiyatını belirlemesidir.
Üçüncü durum ise kanal entegrasyonu denilen, şirketin kendisinin hem online hem offline kanallardaki fiyatı belirlemesi ve yönetmesi anlamına gelmektedir. Bu durum için en önemli nokta, mekanizmanın iyi kurularak fiyatın yönetilmesinin etkin bir şekilde yapılmasıdır.
Makalede yapılan çalışmalar sonucunda 3 durum için de geçerli olan bir strateji belirlenmiş. Bu stratejiye göre, eğer online kanaldan satılan ürünün marjinal maliyeti (kargo maliyeti dahil edilmiş şekliyle), geleneksel kanalda satılan ürünün marjinal maliyetinden çok fazlaysa, online kanaldaki ürünün fiyatı daha yüksek olmalıdır. Benzer şekilde, online kanalda satılan ürünün marjinal maliyeti, geleneksel kanal üzerinden satılan ürünün marjinal maliyetine eşitse veya daha düşükse, online kanalda satılan ürünün fiyatı daha düşük olmalıdır.
Bu strateji her durum için geçerli olduğu gibi şirketin kendisi için hangi durumun daha yüksek kâr maksimizasyonu getireceği de makalede incelenmiş ve sonuca bağlanmış. Yapılan çalışma sonucunda kanal entegrasyonu şeklinde şirketin çalışması kârı maksimize eden durum olarak ön plana çıkmış.
Bu çalışma iki ana varsayım altında yapılmış, birincisi tüketicinin ürün hakkında tüm bilgilere sahip olduğu, ikincisi belli bir period içinde yapıldığı. Bu iki durumun değişimi durumunda izlenecek stratejiler ayrıca incelenmelidir.
Ruiliang bu makalesinde bize şirketin hali hazırda çalıştığı geleneksel kanal ile online kanal arasındaki fiyatlama stratejisi hakkında bilgi vermiş, yol göstermiştir. Şirketin kanal entegrasyonu yaparak, hem online hem offline kanallardaki fiyatları kârını maksimize edecek şekilde (yukarıda bahsedilen marjinal maliyetler göz önünde bulundurularak) belirleyerek yönetmesinin en iyi strateji olacağı konusunda sonuca varmıştır.
Konuyla bağlantılı linkler;
Bertrand durumu: http://en.wikipedia.org/wiki/Bertrand_competition (ingilizce)
Stackelberg durumu: http://en.wikipedia.org/wiki/Stackelberg_competition (ingilizce)
İncelenen Makale;
Yan, R. (2008). Pricing strategy for companies with mixed online and traditional retailing distribution markets. Journal of Product & Brand Management, vol. 17, no. 48-56.
Master öğrenimimde artık tez yazma aşamasına geldiğim için makaleler okuyorum ve sizinle bu makalelerin içeriğini kısaca paylaşacağım bundan sonra.
Ruiliang Yan (Virginia State Universitesi, İşletme Okulu'ndan), Pricing strategy for companies with mixed online and traditional retailing distribution markets başlıklı makalesinde, şirketlerin online ve offline kanallarında
uygulamaları gereken fiyatlama stratejilerini pazar yapılarına göre incelemiş.Makalede Yan, üç durumu tanımlamış. Bu durumlardan ilki, Bertrand modeli diye de bilinen pazardaki iki kanalın birbirinden bağımsız olarak fiyatlarını belirlemesi ve bu fiyatlar üzerinden satış yapması olarak tanımlanıyor. Yani bir şirketin online kanalının fiyatı ile geleneksel kanalının (toptancı, perakendeci gibi) fiyatları birbirinden bağımsız olarak saptanıyor, ve satışlar bu rakamlara göre devam ediyor. İkinci durum ise, Stackelberg olarak da geçiyor. Stackelberg durumu ise şirketin online ve offline kanallarının fiyatlarını önce bağımsız olarak belirlemesi, daha sonra birbirlerinin fiyatlarına göre değişiklikler yapması üzerine kurulu. Bu durumun bir alt kırılımı da var. Bu kırılım, hangi kanalın (online veya offline) pazar liderliğini yaptığı ile ilgili. Yani hangi kanaldan daha yüksek satış rakamları yakalanmışsa o kanal fiyatı belirler ve onu takip eden diğer kanal fiyatını lidere göre ayarlar. Örneğin, bir kitabevinin hem online mağazasının olduğunu hem de belirli kitapçılarla çalıştığını farzedelim. Online mağaza satışları kitapçılarda yapılan satışlardan daha fazlaysa kendi kitapları için, burada pazar lideri online mağaza demektir. Bu durum da, online mağazanın fiyatını belirlemesi, kitapçıların da bu fiyatı dikkate alarak fiyatını belirlemesidir.
Üçüncü durum ise kanal entegrasyonu denilen, şirketin kendisinin hem online hem offline kanallardaki fiyatı belirlemesi ve yönetmesi anlamına gelmektedir. Bu durum için en önemli nokta, mekanizmanın iyi kurularak fiyatın yönetilmesinin etkin bir şekilde yapılmasıdır.
Makalede yapılan çalışmalar sonucunda 3 durum için de geçerli olan bir strateji belirlenmiş. Bu stratejiye göre, eğer online kanaldan satılan ürünün marjinal maliyeti (kargo maliyeti dahil edilmiş şekliyle), geleneksel kanalda satılan ürünün marjinal maliyetinden çok fazlaysa, online kanaldaki ürünün fiyatı daha yüksek olmalıdır. Benzer şekilde, online kanalda satılan ürünün marjinal maliyeti, geleneksel kanal üzerinden satılan ürünün marjinal maliyetine eşitse veya daha düşükse, online kanalda satılan ürünün fiyatı daha düşük olmalıdır.
Bu strateji her durum için geçerli olduğu gibi şirketin kendisi için hangi durumun daha yüksek kâr maksimizasyonu getireceği de makalede incelenmiş ve sonuca bağlanmış. Yapılan çalışma sonucunda kanal entegrasyonu şeklinde şirketin çalışması kârı maksimize eden durum olarak ön plana çıkmış.
Bu çalışma iki ana varsayım altında yapılmış, birincisi tüketicinin ürün hakkında tüm bilgilere sahip olduğu, ikincisi belli bir period içinde yapıldığı. Bu iki durumun değişimi durumunda izlenecek stratejiler ayrıca incelenmelidir.
Ruiliang bu makalesinde bize şirketin hali hazırda çalıştığı geleneksel kanal ile online kanal arasındaki fiyatlama stratejisi hakkında bilgi vermiş, yol göstermiştir. Şirketin kanal entegrasyonu yaparak, hem online hem offline kanallardaki fiyatları kârını maksimize edecek şekilde (yukarıda bahsedilen marjinal maliyetler göz önünde bulundurularak) belirleyerek yönetmesinin en iyi strateji olacağı konusunda sonuca varmıştır.
Konuyla bağlantılı linkler;
Bertrand durumu: http://en.wikipedia.org/wiki/Bertrand_competition (ingilizce)
Stackelberg durumu: http://en.wikipedia.org/wiki/Stackelberg_competition (ingilizce)
İncelenen Makale;
Yan, R. (2008). Pricing strategy for companies with mixed online and traditional retailing distribution markets. Journal of Product & Brand Management, vol. 17, no. 48-56.
Etiketler
Fiyatlama Stratejisi
11 Mayıs 2009 Pazartesi
Açık kaynak kodlu yazılım nedir? Yararları nelerdir?
Açık kaynak kodlu yazılım (Open Source Software) anlam olarak kodları açık, derlenebilir, değiştirilebilir, kişiselleştirilebilir yazılım anlamına gelmektedir. Dünya üzerinde bu tür yazılımlar gittikçe artmakta ve yaygınlaşmaktadır. Bu yazılımların öneminin artış sebebi aslında yazılımcıların aralarındaki işbirliğidir. Yazılımcılar, belli
bir kodu yazarken veya derlerken sorun yaşadıklarında daha iyi bilen yazılımcılara sorarak sorunlarını çözerler ve bu genelde internet üzerindeki belli platformlar üzerinden olur. Bu platformlar, zamanla büyür ve bu işe yeni başlayan yazılımcılar için muazzam bir kütüphaneye dönüşürler.
Yaklaşık 4 yıldır asp.Net ile yakından ilgileniyorum ve bu web programlama dilini kullanarak birçok web sitesi yayınladım. Bu denemelerim sırasında birçok noktada takıldığım oldu ancak internetteki sayısız kaynak imdadıma en kısa sürede yetişti diyebilirim. Bu kaynaklardan en çok kullandığım ve fayda gördüğüm ise forums.asp.net oldu.
Tüm bu paylaşımın ortaya çıkardığı güç, internette açık kaynak kodlu yazılımların üretilmesine ve kullanılmasına neden oldu. Yıllar öncesinde açık kaynak kodunun ilk dalgası olan Linux gibi işletim sistemi yazılımları ile başladı bu akım. Linux, Windows gibi bilgisayar üzerinde çalışan bir işletim sistemi, ancak Windows'tan farkı bu sistemi oluşturan kodların açık olması ve istenildiği gibi değiştirilebilmesi. İkinci dalga biraz daha uygulama tarafında etkinliğini gösterdi ve veritabanları, browser lar gibi uygulamalar açık kaynak kodlu olarak üretildi. Bunlardan en yaygın kullanılanı ise Mozilla Firefox.
Üçüncü dalgada artık şirketler tarafından kullanılan CRM (MÜşteri İlişkileri Yönetimi), ERP (Enterprise Resource Planning) yazılımları da açık kaynak kodlu olarak üretilmeye başlandı. Henüz ücretli hazır paket programlar kadar etkin çalışmasa da, güvenlik konusunda geliştirilmesi gerekse de küçük ve orta ölçekli şirketler için aslında güzel bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu açık kaynak kodlu yazılımlar internette birçok yerde bulunabiliyor ancak bu konuda en popüler site SourceForge.Net olarak biliniyor. Örneğin bugün içinde site üzerinden 1.5 milyondan fazla download yapılmış ve foruma 1070 yazı yazılmış. Sitenin pagerank i 9, ki bu da sitenin ne kadar popüler ve kaliteli olduğunu Google tarafından onaylıyor.
Site üzerinde biraz araştırma yaptım. Yazılımlar ile ilgili çok detaylı bilgi veriliyor ve çok kaliteli yazılımlar ücretsiz sunuluyor. (Sitedeki örnek bir CRM yazılımını incelemek için burayı tıklayabilirsiniz).
Açık kaynak kodlu yazılımların en büyük handikapı, bu yazılımların çok kapsamlı testlerden geçmemiş olması ve her an bir güvenlik açığının oluşabilme ihtimali. Uzun yıllardır kullanılan ve belki de büyük şirketlerin bile yapamayacağı testlerden kullanıcılarının katkısıyla geçen birçok açık kaynak kodlu yazılım var tabi ki. Ancak uygulama olarak geliştirilen açık kaynak kodlu yazılımların birçoğu için bundan söz etmek güç. Bu nedenle bu uygulamaların kodlandığı dillere hakim birkaç kişilik bir ekibin yazılımı gözden geçirmesi, bazı düzeltmeler yapması ve şirkete göre düzenlemesi gerekiyor. Yine de yüksek fiyatlı özel yazılımlarla kıyaslandığında bu maliyetin çok da göze batmayacağı ortada. Karar sizin, en azından böyle bir opsiyonun da varlığından artık haberdarsınız.
bir kodu yazarken veya derlerken sorun yaşadıklarında daha iyi bilen yazılımcılara sorarak sorunlarını çözerler ve bu genelde internet üzerindeki belli platformlar üzerinden olur. Bu platformlar, zamanla büyür ve bu işe yeni başlayan yazılımcılar için muazzam bir kütüphaneye dönüşürler.Yaklaşık 4 yıldır asp.Net ile yakından ilgileniyorum ve bu web programlama dilini kullanarak birçok web sitesi yayınladım. Bu denemelerim sırasında birçok noktada takıldığım oldu ancak internetteki sayısız kaynak imdadıma en kısa sürede yetişti diyebilirim. Bu kaynaklardan en çok kullandığım ve fayda gördüğüm ise forums.asp.net oldu.
Tüm bu paylaşımın ortaya çıkardığı güç, internette açık kaynak kodlu yazılımların üretilmesine ve kullanılmasına neden oldu. Yıllar öncesinde açık kaynak kodunun ilk dalgası olan Linux gibi işletim sistemi yazılımları ile başladı bu akım. Linux, Windows gibi bilgisayar üzerinde çalışan bir işletim sistemi, ancak Windows'tan farkı bu sistemi oluşturan kodların açık olması ve istenildiği gibi değiştirilebilmesi. İkinci dalga biraz daha uygulama tarafında etkinliğini gösterdi ve veritabanları, browser lar gibi uygulamalar açık kaynak kodlu olarak üretildi. Bunlardan en yaygın kullanılanı ise Mozilla Firefox.
Üçüncü dalgada artık şirketler tarafından kullanılan CRM (MÜşteri İlişkileri Yönetimi), ERP (Enterprise Resource Planning) yazılımları da açık kaynak kodlu olarak üretilmeye başlandı. Henüz ücretli hazır paket programlar kadar etkin çalışmasa da, güvenlik konusunda geliştirilmesi gerekse de küçük ve orta ölçekli şirketler için aslında güzel bir fırsat olarak değerlendirilebilir. Bu açık kaynak kodlu yazılımlar internette birçok yerde bulunabiliyor ancak bu konuda en popüler site SourceForge.Net olarak biliniyor. Örneğin bugün içinde site üzerinden 1.5 milyondan fazla download yapılmış ve foruma 1070 yazı yazılmış. Sitenin pagerank i 9, ki bu da sitenin ne kadar popüler ve kaliteli olduğunu Google tarafından onaylıyor.
Site üzerinde biraz araştırma yaptım. Yazılımlar ile ilgili çok detaylı bilgi veriliyor ve çok kaliteli yazılımlar ücretsiz sunuluyor. (Sitedeki örnek bir CRM yazılımını incelemek için burayı tıklayabilirsiniz).
Açık kaynak kodlu yazılımların en büyük handikapı, bu yazılımların çok kapsamlı testlerden geçmemiş olması ve her an bir güvenlik açığının oluşabilme ihtimali. Uzun yıllardır kullanılan ve belki de büyük şirketlerin bile yapamayacağı testlerden kullanıcılarının katkısıyla geçen birçok açık kaynak kodlu yazılım var tabi ki. Ancak uygulama olarak geliştirilen açık kaynak kodlu yazılımların birçoğu için bundan söz etmek güç. Bu nedenle bu uygulamaların kodlandığı dillere hakim birkaç kişilik bir ekibin yazılımı gözden geçirmesi, bazı düzeltmeler yapması ve şirkete göre düzenlemesi gerekiyor. Yine de yüksek fiyatlı özel yazılımlarla kıyaslandığında bu maliyetin çok da göze batmayacağı ortada. Karar sizin, en azından böyle bir opsiyonun da varlığından artık haberdarsınız.
Etiketler
Açık kaynak kod
7 Mayıs 2009 Perşembe
Amerika'da E-Ticaret geçen seneye göre etkilenmedi
comScore, Amerika'daki E-Ticaret hacminin geçtiğimiz yıllara göre değişim raporunu 2009'un ilk çeyreği için açıkladı. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinde E-Ticaret hacmi 2007'nin son çeyreğine göre %3 daralırken, 2009 yılının ilk çeyreği, geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre aynı kaldı. Bu durumla ilgili yorumlarını paylaşan comScore başkanı Gian Fulgoni, geçtiğimiz yılına aynı dönemine göre hacmin değişmemesinin bir önceki çeyrekteki daralma düşünüldüğünde olumlu bir işaret olarak algılanması gerektiğini vurguladı. Ayrıca, ekonominin artık düşüşten durgunluk dönemine girdiğini ve 2009'un ikinci çeyreğinde geçtiğimiz yıla göre büyüme beklendiğini ekledi.
Amerika'daki kriz aslında bir şekilde E-Ticaret'i de olumlu ve olumsuz yönlerden etkiliyor. İnsanlardaki karamsar hava genel alışveriş alışkanlıklarını olumsuz yönde etkilediği gibi, offline mağazaların maliyetinin online mecraya göre daha fazla olması E-Ticareti olumlu yönde etkiledi. Görülen o ki, en azından geçtiğimiz çeyrek itibariyle E-Ticareti etkileyen bu pozitif ve negatif parametreler birbirini dengelemiş ve herhangi bir büyüme veya küçülmeye yol açmamış.
![]() |
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


