Windows 7, birçok uzman tarafından en iyi windows sürümü olarak kabul ediliyor. Birçok açıdan Vista'yı geçen 7, Vista'ya geçmek istemeyen XP'cilerin de gönlünü alacağa benziyor.
Techradar sitesinin yaptığı incelemede Windows XP, Vista ve 7, Performans, Ağ Bağlantıları, Güvenlik, Oyun, Taşınabilirlik (Mobility), Eğlence ve Güvenilirlik açılarından değerlendirilmiş.
Her kriter için yapılan puanlandırma şu şekilde oluşmuş;
-Perfomans
XP - 3,5/5
Vista - 3/5
Windows 7 - 4,5/5
-Ağ Bağlantıları
XP - 3,5/5
Vista - 3/5
Windows 7 - 4/5
-Güvenlik
XP - 3/5
Vista - 4/5
Windows 7 - 4,5/5
-Oyun
XP - 4/5
Vista - 3/5
Windows 7 - 4/5
-Taşınabilirlik
XP - 3,5/5
Vista - 2,5/5
Windows 7 - 4/5
-Eğlence
XP - 3,5/5
Vista - 4/5
Windows 7 - 3/5
-Güvenilirlik
XP - 3/5
Vista - 3,5/5
Windows 7 - 3/5
Görüldüğü gibi Windows 7 önceki iki versiyonu geçmiş diyebiliriz. Ürünün Home Premium fiyatı 200$.
Diğer tarafta Chrome OS işletim sistemi üzerine çalıştığını açıklayan Google var ve ürün büyük ihtimalle bedava olacak. Microsoft, browser savaşından mağlup ayrıldı. Firefox, Internet Explorer'ı geçti, Chrome'un geleceği de parlak görünüyor (istatistiklere buradan ulaşabilirsiniz). Browser konusunda yaşanan hayal kırıklığı Microsoft'a yeteri kadar ders olmuş mudur göreceğiz. Ancak şöyle bir fark var. Hali hazırda browser bir yazılım değil ve parayla satılmıyor. İşletim sistemi pazarında ise, henüz Microsoft için tehdit oluşturmayı başaramamış Linux ve üzerinde çalışılan Chrome OS var. Chrome, Google'ın desteğiyle Microsoft'a çok ciddi bir rakip olabilir ve kullanıcıların aklından kıyaslama yapma düşüncesi geçecek kadar Chrome performans açısından Windows'a yaklaşabilirse, bir tarafta 200$'lık Windows, diğer tarafta ücretsiz Chrome OS olacak. Tercih yapmak çok zor olmasa gerek.Microsoft'un kullanıcıları lisans parası vermeye zorlaması önümüzdeki dönemde Microsoft açısında çok ciddi sıkıntılar doğurabilir.
26 Ekim 2009 Pazartesi
22 Ekim 2009 Perşembe
Google - Twitter İşbirliği
Real Time Search adını verdiğimiz anlık arama trendini dünyaya tanıtan (ya da geliştiren) Twitter oldu. Milyonlarca kullanıcısının 140 karakterle paylaştığı bilgiler, bir süre sonra devasa ve güncel bir haber kaynağı haline geldi. Özellikle bir süre önce seçimler sonrası İran'da yaşanan olaylar hakkında girilen Tweet'ler sayesinde birçok insan anlık olarak olaylardan haberdar oldu. Google kendi indekslerini belirli aralıklarla güncellediğinden Twitter kadar "real time" olamıyordu. Bu durumu özellikle bloglardan aldıkları feed leri sıkça güncelleyerek biraz olsun sistemlerine entegre etmiş olduysalar da Twitter kadar real time değildi. Ancak artık Google, belirli bir anahtar kelimeyle ilgili Tweetleri de sonuçlarında gösterecek. Google'ın resmi blogunda yer alan habere göre Google, Twitter'la bu konuyla ilgili anlaşma sağladı. Çok önemli bir gelişme olduğunu belirtmeliyim çünkü Twitter, Google'ın dolaylı rakibi olarak görünüyordu.
06 Eylül 2009 Pazar
Bing'e Facebook Desteği
Bing, bilindiği gibi Microsoft'un son arama motoru hamlesi. Ancak diğer denemelerinin aksine, bu sefer biraz kıpırdanma var sanki. Gelişmeler diğer çabalarının aksine olumlu yönde ilerliyor. Microsoft'un Facebook hamlesinden sonra, özellikle internette kendine sağlam bir yer edinme gayretinin en önemli parçası olarak görülen Bing, comScore'un Temmuz 2009 Amerika'daki arama motoru pazarına ilişkin raporunda gösterdiği gelişimi tescillemiş durumda. Bir önceki aya göre diğer arama motorlarına kıyasla pozitif büyüme kaydeden Bing'i (ya da genel olarak Microsoft'u) destekleyen önemli bir güç var; Facebook.com.
Facebook, geçtiğimiz dönemde arama algoritmasının değiştiğini ve daha verimli olduğunu duyurmuştu. Özellikle her kategori için ayrı ayrı listeleme mantıklı olmuş. Önceden hatırlayacağınız gibi herhangi bir arama yapıldığında önce kişiler, sonra fan page ler, en son gruplar sıralanıyordu ve eğer bir üst hiyerarşideki sonuçlar fazlaysa bir alttaki hiyerarşi grubundan arama sonuçlarının görünmesi oldukça güç hale geliyordu.
Bu kategorilerin en altına bir de Bing sonuçları eklenmiş. Messi diye aradığınızda en altta çıkan şu ekranın sonuçları Bing'den geliyor;
Bu da Facebook'un arama konusunda Bing'e verdiği desteği gösteriyor. Sadece Microsoft'un elinde bulundurduğu küçük Facebook hissesi böyle bir desteğin kapısını açmaya yetmiş midir, bilinmez. Ancak bu desteğin hatrı sayılır bir etkisinin olacağını düşünüyorum.
Facebook, geçtiğimiz dönemde arama algoritmasının değiştiğini ve daha verimli olduğunu duyurmuştu. Özellikle her kategori için ayrı ayrı listeleme mantıklı olmuş. Önceden hatırlayacağınız gibi herhangi bir arama yapıldığında önce kişiler, sonra fan page ler, en son gruplar sıralanıyordu ve eğer bir üst hiyerarşideki sonuçlar fazlaysa bir alttaki hiyerarşi grubundan arama sonuçlarının görünmesi oldukça güç hale geliyordu.
Bu kategorilerin en altına bir de Bing sonuçları eklenmiş. Messi diye aradığınızda en altta çıkan şu ekranın sonuçları Bing'den geliyor;
Bu da Facebook'un arama konusunda Bing'e verdiği desteği gösteriyor. Sadece Microsoft'un elinde bulundurduğu küçük Facebook hissesi böyle bir desteğin kapısını açmaya yetmiş midir, bilinmez. Ancak bu desteğin hatrı sayılır bir etkisinin olacağını düşünüyorum.
04 Eylül 2009 Cuma
Browser üzerinden Messenger keyfi
Ticaret, bilindiği gibi genel olarak ürünlerin bir önceki alıcıdan veya üreticiden satın alınarak, tedarik zincirindeki bir sonraki partiye satılmasına deniyor. Bu alış-veriş sırasında ticareti yapan kişi veya kuruluş ürüne ekstra bir özellik katmadan ürünün tedarikini kolaylaştırmasından dolayı üründen belli bir oranda kâr elde ediyor.
Aslında internet ortamında Meebo ve Ebuddy, tam olarak bunu yapıyor. Zaten hali hazırda var olan hizmetleri bir araya getirip, tek bir site üzerinden erişilebilmesini sağlıyor. Yani hizmetin tedariğini ve kullanımını kolaylaştırıyor.
Meebo, bu ikiliden biraz daha popüler olanı. Site üzerinden Yahoo Messenger, MSN, AIM, MySpaceIM (MySpace'in mesajlaşma hizmeti), Facebook chat gibi uygulamaları
kullanabiliyorsunuz. Site, Eylül 2005'te Sandy Jen, Seth Stenberg ve Elaine Wherry tarafından kuruldu. Browser üzerinden birçok platformu kullanarak mesajlaşmayı sağlayan sitede ayrıca chat odaları bulunuyor, bu odalar sayesinde insanlar istedikleri konularda Meebo kullanıcılarıyla sohbet edebiliyorlar. Bu odalar, takdir edersiniz ki hemen spam kullanıcılarla dolmuş ancak yine de zaman geçirmek için iyi bir alternatif olarak düşünülebilir.
Ebuddy, Techcrunch'ın düzenlediği Crunchies 2008 ödüllerinde en iyi uluslararası girişim ödülünü kazanarak aslında ne kadar kaliteli bir servis olduğunu ispatladı. Hollanda merkezli şirket, kullanıcılarına sağladığı hizmetler ile ciddi anlamda ön plana çıkıyor ve Avrupa'da hatrı sayılır bir kullanıcı kitlesine sahip.
İki sitenin de en büyük avantajı, içerdiği platformları kullanmak için herhangi bir programın yüklenmesine ihtiyaç duymaması. Böylelikle yapmamız gereken sadece, Internet Explorer'ımız, Firefox'umuz veya Chrome'umuz üzerinden adres çubuğuna
Meebo.com ya da Ebuddy.com yazarak MSN, Yahoo Messenger, Facebook chat gibi uygulamaları tek bir site üzerinden kullanmak.
Bu sitelerin en çok işyerlerinde program yüklemelerine izin verilmeyen çalışanların işine yarayacağını düşünüyorum. İş yerindeki bilgisayarına program yükleyemeyen sıkılmış bünyeler, bu siteler vasıtasıyla istedikleri platformdan chat yapabilme imkanına sahip olabiliyorlar. Tabi, şirket içinde bu durumun nasıl karşılanacağı da önemli.
Aslında internet ortamında Meebo ve Ebuddy, tam olarak bunu yapıyor. Zaten hali hazırda var olan hizmetleri bir araya getirip, tek bir site üzerinden erişilebilmesini sağlıyor. Yani hizmetin tedariğini ve kullanımını kolaylaştırıyor.
Meebo, bu ikiliden biraz daha popüler olanı. Site üzerinden Yahoo Messenger, MSN, AIM, MySpaceIM (MySpace'in mesajlaşma hizmeti), Facebook chat gibi uygulamaları
kullanabiliyorsunuz. Site, Eylül 2005'te Sandy Jen, Seth Stenberg ve Elaine Wherry tarafından kuruldu. Browser üzerinden birçok platformu kullanarak mesajlaşmayı sağlayan sitede ayrıca chat odaları bulunuyor, bu odalar sayesinde insanlar istedikleri konularda Meebo kullanıcılarıyla sohbet edebiliyorlar. Bu odalar, takdir edersiniz ki hemen spam kullanıcılarla dolmuş ancak yine de zaman geçirmek için iyi bir alternatif olarak düşünülebilir.Ebuddy, Techcrunch'ın düzenlediği Crunchies 2008 ödüllerinde en iyi uluslararası girişim ödülünü kazanarak aslında ne kadar kaliteli bir servis olduğunu ispatladı. Hollanda merkezli şirket, kullanıcılarına sağladığı hizmetler ile ciddi anlamda ön plana çıkıyor ve Avrupa'da hatrı sayılır bir kullanıcı kitlesine sahip.
İki sitenin de en büyük avantajı, içerdiği platformları kullanmak için herhangi bir programın yüklenmesine ihtiyaç duymaması. Böylelikle yapmamız gereken sadece, Internet Explorer'ımız, Firefox'umuz veya Chrome'umuz üzerinden adres çubuğuna
Meebo.com ya da Ebuddy.com yazarak MSN, Yahoo Messenger, Facebook chat gibi uygulamaları tek bir site üzerinden kullanmak.Bu sitelerin en çok işyerlerinde program yüklemelerine izin verilmeyen çalışanların işine yarayacağını düşünüyorum. İş yerindeki bilgisayarına program yükleyemeyen sıkılmış bünyeler, bu siteler vasıtasıyla istedikleri platformdan chat yapabilme imkanına sahip olabiliyorlar. Tabi, şirket içinde bu durumun nasıl karşılanacağı da önemli.
30 Ağustos 2009 Pazar
Nedir bu Twitter denen meret?
Birkaç senedir Twitter'ı her duyduğumda, gördüğümde sorduğum soru tam olarak başlıktaki gibiydi; Nedir bu Twitter?
Twitter, internette aslında teknik olarak çok kolay ancak işleyiş olarak farklı bir model oluşturdu ve milyonlarca internet kullanıcısını bu modelin bir parçası yaptı. Modelin teknik olarak basit olmasının sebebi, kodlama açısından ve içerik açısından
çok komplex olmaması. İşleyiş, insanların 140 karakterle o anda yaptıkları şeyi veya paylaşmak istedikleri şeyi Twitter'da yazması ve takipçileriyle paylaşması üzerine kurulu.
Bu işleyiş, Facebook'tan tanıdık gelecektir hepimize. Orada da status kısmına istediğimizi yazıp arkadaşlarımızla paylaşabiliyoruz. Twitter'daki farklılık, paylaştığınızın Twitter üzerinden yapılan aramalarda çıkmasına olanak tanınması. Bu noktada biraz düşünmek gerekiyor, ki Twitter'ı Twitter yapan da tam olarak bu nokta.
Marketoloji'de Berna'nın Twitter'la ilgili yazdığı yazıda Twitter kurucularından Evan Williams'ın Ted.com'daki sunumunu izledim. Kendisi de tam olarak şu jargonu kullanıyor; real time events (gerçek zamanlı olaylar - doğrudan çeviri saçma oluyor, farkettim). Real time events ten kasıt aslında, kişilerin o anda çevrelerinde olan olayları Twitter'da paylaşması ve diğer tüm kullanıcıların bu kullanıcılar vasıtasıyla olaylardan en kısa sürede haberdar olması ve detayları öğrenmesi. Evan Williams'ın konuşmasından anladığım kadarıyla, aslında basit olarak o anda yapılanların paylaşılması amacıyla kurulmuş olan Twitter, ilginç bir şekilde çok daha faydalı ve önemli bir göreve hizmet etmeye başlamış. Aslında bu nokta keşfedildiğinden beri, birçok haber sitesi Twitter hesabı açarak buradan okuyucularıyla gelişmeleri paylaşmaya başladı. Ünlüler, bireyler, televizyon programları ve birçok kişi ve kuruluş Twitter'ı anlık iletişim aracı olarak kullanmaya başladı. Bu durum virütik bir etki yaratarak insanlar arasında hızla yayıldı.
Mikroblog olarak da bilinen bu işlevselliğiyle Twitter tüm dünyada kendisine büyük bir kitle kazanmasına rağmen henüz Türkiye'de çok popüler değil. Birçok mecrada ismini duysak da kullanım oranı açısından çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz. Bu durum büyük ihtimalle önümüzdeki aylarda veya birkaç yıl içinde değişecek, Türkiye'deki internet kullanıcıları Twitter'ı daha yoğun olarak kullanmaya başlayacaklar. Ancak bu noktada Facebook'un FriendFeed'i satın almasını atlamamak gerekiyor, çünkü bilindiği gibi Facebook'un Türkiye'de muazzam büyüklükte bir kitlesi var ve bu kitleye FriendFeed alışkanlığı elde ettirilir ise, insanların FriendFeed varken Twitter kullanması olası olmayabilir.
Twitter, internette aslında teknik olarak çok kolay ancak işleyiş olarak farklı bir model oluşturdu ve milyonlarca internet kullanıcısını bu modelin bir parçası yaptı. Modelin teknik olarak basit olmasının sebebi, kodlama açısından ve içerik açısından
çok komplex olmaması. İşleyiş, insanların 140 karakterle o anda yaptıkları şeyi veya paylaşmak istedikleri şeyi Twitter'da yazması ve takipçileriyle paylaşması üzerine kurulu.Bu işleyiş, Facebook'tan tanıdık gelecektir hepimize. Orada da status kısmına istediğimizi yazıp arkadaşlarımızla paylaşabiliyoruz. Twitter'daki farklılık, paylaştığınızın Twitter üzerinden yapılan aramalarda çıkmasına olanak tanınması. Bu noktada biraz düşünmek gerekiyor, ki Twitter'ı Twitter yapan da tam olarak bu nokta.
Marketoloji'de Berna'nın Twitter'la ilgili yazdığı yazıda Twitter kurucularından Evan Williams'ın Ted.com'daki sunumunu izledim. Kendisi de tam olarak şu jargonu kullanıyor; real time events (gerçek zamanlı olaylar - doğrudan çeviri saçma oluyor, farkettim). Real time events ten kasıt aslında, kişilerin o anda çevrelerinde olan olayları Twitter'da paylaşması ve diğer tüm kullanıcıların bu kullanıcılar vasıtasıyla olaylardan en kısa sürede haberdar olması ve detayları öğrenmesi. Evan Williams'ın konuşmasından anladığım kadarıyla, aslında basit olarak o anda yapılanların paylaşılması amacıyla kurulmuş olan Twitter, ilginç bir şekilde çok daha faydalı ve önemli bir göreve hizmet etmeye başlamış. Aslında bu nokta keşfedildiğinden beri, birçok haber sitesi Twitter hesabı açarak buradan okuyucularıyla gelişmeleri paylaşmaya başladı. Ünlüler, bireyler, televizyon programları ve birçok kişi ve kuruluş Twitter'ı anlık iletişim aracı olarak kullanmaya başladı. Bu durum virütik bir etki yaratarak insanlar arasında hızla yayıldı.
Mikroblog olarak da bilinen bu işlevselliğiyle Twitter tüm dünyada kendisine büyük bir kitle kazanmasına rağmen henüz Türkiye'de çok popüler değil. Birçok mecrada ismini duysak da kullanım oranı açısından çok yüksek olmadığını söyleyebiliriz. Bu durum büyük ihtimalle önümüzdeki aylarda veya birkaç yıl içinde değişecek, Türkiye'deki internet kullanıcıları Twitter'ı daha yoğun olarak kullanmaya başlayacaklar. Ancak bu noktada Facebook'un FriendFeed'i satın almasını atlamamak gerekiyor, çünkü bilindiği gibi Facebook'un Türkiye'de muazzam büyüklükte bir kitlesi var ve bu kitleye FriendFeed alışkanlığı elde ettirilir ise, insanların FriendFeed varken Twitter kullanması olası olmayabilir.
22 Ağustos 2009 Cumartesi
Yok mu Google'a bir rakip?
Google, kendisini internet dünyasının en tepesine koyup, yerini sağlamlaştırdığından beri doğal olarak onu yerinden etmek isteyen de çok oldu. Yahoo ve Microsoft ikilisi adaylardan en güçlüleri gibi ön plana çıksalar da, benim gözümde Facebook, yaptıklarıyla ve vizyonuyla Google'a rakip olabilecek tek şirket.
Dünyanın en popüler siteleri sıralamasında Alexa'ya bir göz atalım;
1.Google
2.Yahoo
3.Facebook
4.Youtube
5.Windows Live
6.Wikipedia
7.Blogger
8.Microsoft Network (MSN)
9.Yahoo Japonya
10.Baidu
İlk 10 sitenin 3'ü farklı Google siteleri. Farklı diyorum, çünkü listede farkettiyseniz, Yahoo ve Yahoo'nun Japonya sitesi, Windows Live ve MSN gibi yapı olarak çok da farklı olmayan siteler var. Ancak Google, arama motoruyla, video sitesiyle (youtube) ve blog sitesiyle (blogger) ilk 10'da yerini korumuş. Kısacası, Google üç farklı alandaki üç farklı siteyle ilk 10'da iken, Yahoo ve Microsoft kendi başlarına kalmışlar.
Facebook, görüldüğü gibi üçüncü. Facebook'un Yahoo'yu yerinden edeceği günler de gelecek.
Yahoo, bir içerik ve e-mail sitesi olarak uzun yıllar milyonlarca kişinin internetteki ilk adresi oldu. Ancak içerik trendi değişti, e-mail adresi alternatifleri arttı. Hatırlayalım, Gmail çıkıp, her e-mail adresine 2 gb'lık kota verdiğinde, Yahoo bizi 100 mb'a hapsetmişti. Gmail şu anda Microsoft'un e-mail servisleriyle birlikte Yahoo'nun en büyük rakibi ve Yahoo'nun bu konudaki liderliğinin çok uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.
Microsoft, Windows ve Office ile elde ettiği monopolün tadını yıllarca çıkardı ancak zamanla durum değişti. Önce Windows'a karşı Linux gibi ücretsiz ve açık kaynak kodlu işletim sistemleri ortaya çıktı, sonra Office'e karşı Google ücretsiz Speadsheets'i yayınladı. Google, önümüzdeki yıllarda Chrome OS'yi yayınladığında artık Microsoft için bazı şeyler köklü olarak değişmeye başlamış olacak. Microsoft'un bu iki kalesinin yanında başarılı ürün ve hizmetleri var tabi, hakkını yemeyelim. Sıkı bir play station kullanıcısı olmama rağmen, okuduğum yorumlarda ve tecrübe eden arkadaşlarım tarafından XBOX'ın fiyat&performans açısından en iyi konsol olduğu söyleniyor. MSN de şu anda dünyada en çok kullanılan anlık mesajlaşma programlarından birisi.
Temmuz 2008 rakamlarına göre dünyanın hangi bölgelerinde hangi anlık mesajlaşma programının kullanıldığı istatistiğini görebilirsiniz.
MSN dışında, özellikle Windows 7'nin performansı son aylarda sıkça konuşuluyor. Önceki versiyonların aksine RAM'den çok az kullanarak hızlı açılan, üzerinde birçok programın rahatça kullanılmasına imkan veren bir Window yaratılmış. Beta haliyle bile kullanıcıları fazlasıyla tatmin etmiş görünüyor.
Microsoft ve Yahoo'nun en büyük problemi, hala vizyonlarının ve dinamizmlerinin Google ve Facebook'la yarışamayacak kadar geride olması. Microsoft, hizmetlerinin kalitesini yükselttiği gibi fiyatlarını da düşürmek zorunda. Aksi takdirde kullanıcıların diğer hizmetlere yönelmesi an meselesi. Yahoo, e-mail hizmetiyle oluşturduğu kitlesini daha iyi yönetmeli ve farklı açılımlarla (social networking, video, resim, blog vs. vs.) yerini kuvvetlendirmeli. Sadece e-mail ile, platform içeriği ile başarının sürdürülebilir olacağına inanmıyorum açıkçası. Facebook, yaptığı son hamlelerle ne kadar vizyonlu olduğunu çoktan ispatladı. Rusya pazarına girmek için aldığı yatırım, anlık arama ve durum paylaşımı konusunda en iyi hizmetlerden birisi olan FriendFeed'i alarak ileride bu konunun daha çok önem kazanacağına olan inancı, kurduğu ekibi ve yaptıklarıyla Google'ın en sağlam rakibi olarak görünüyor. Hangi rakip geleceği daha iyi görürse ve ona göre doğru hamleleri yaparsa, o biraz daha Google'a yaklaşır. Aksi takdirde, uzun yıllar kimse Google'ın yanına bile yaklaşamaz.
Dünyanın en popüler siteleri sıralamasında Alexa'ya bir göz atalım;
1.Google
2.Yahoo
3.Facebook
4.Youtube
5.Windows Live
6.Wikipedia
7.Blogger
8.Microsoft Network (MSN)
9.Yahoo Japonya
10.Baidu
İlk 10 sitenin 3'ü farklı Google siteleri. Farklı diyorum, çünkü listede farkettiyseniz, Yahoo ve Yahoo'nun Japonya sitesi, Windows Live ve MSN gibi yapı olarak çok da farklı olmayan siteler var. Ancak Google, arama motoruyla, video sitesiyle (youtube) ve blog sitesiyle (blogger) ilk 10'da yerini korumuş. Kısacası, Google üç farklı alandaki üç farklı siteyle ilk 10'da iken, Yahoo ve Microsoft kendi başlarına kalmışlar.
Facebook, görüldüğü gibi üçüncü. Facebook'un Yahoo'yu yerinden edeceği günler de gelecek.
Yahoo, bir içerik ve e-mail sitesi olarak uzun yıllar milyonlarca kişinin internetteki ilk adresi oldu. Ancak içerik trendi değişti, e-mail adresi alternatifleri arttı. Hatırlayalım, Gmail çıkıp, her e-mail adresine 2 gb'lık kota verdiğinde, Yahoo bizi 100 mb'a hapsetmişti. Gmail şu anda Microsoft'un e-mail servisleriyle birlikte Yahoo'nun en büyük rakibi ve Yahoo'nun bu konudaki liderliğinin çok uzun sürmeyeceği kanaatindeyim.
Microsoft, Windows ve Office ile elde ettiği monopolün tadını yıllarca çıkardı ancak zamanla durum değişti. Önce Windows'a karşı Linux gibi ücretsiz ve açık kaynak kodlu işletim sistemleri ortaya çıktı, sonra Office'e karşı Google ücretsiz Speadsheets'i yayınladı. Google, önümüzdeki yıllarda Chrome OS'yi yayınladığında artık Microsoft için bazı şeyler köklü olarak değişmeye başlamış olacak. Microsoft'un bu iki kalesinin yanında başarılı ürün ve hizmetleri var tabi, hakkını yemeyelim. Sıkı bir play station kullanıcısı olmama rağmen, okuduğum yorumlarda ve tecrübe eden arkadaşlarım tarafından XBOX'ın fiyat&performans açısından en iyi konsol olduğu söyleniyor. MSN de şu anda dünyada en çok kullanılan anlık mesajlaşma programlarından birisi.

MSN dışında, özellikle Windows 7'nin performansı son aylarda sıkça konuşuluyor. Önceki versiyonların aksine RAM'den çok az kullanarak hızlı açılan, üzerinde birçok programın rahatça kullanılmasına imkan veren bir Window yaratılmış. Beta haliyle bile kullanıcıları fazlasıyla tatmin etmiş görünüyor.
Microsoft ve Yahoo'nun en büyük problemi, hala vizyonlarının ve dinamizmlerinin Google ve Facebook'la yarışamayacak kadar geride olması. Microsoft, hizmetlerinin kalitesini yükselttiği gibi fiyatlarını da düşürmek zorunda. Aksi takdirde kullanıcıların diğer hizmetlere yönelmesi an meselesi. Yahoo, e-mail hizmetiyle oluşturduğu kitlesini daha iyi yönetmeli ve farklı açılımlarla (social networking, video, resim, blog vs. vs.) yerini kuvvetlendirmeli. Sadece e-mail ile, platform içeriği ile başarının sürdürülebilir olacağına inanmıyorum açıkçası. Facebook, yaptığı son hamlelerle ne kadar vizyonlu olduğunu çoktan ispatladı. Rusya pazarına girmek için aldığı yatırım, anlık arama ve durum paylaşımı konusunda en iyi hizmetlerden birisi olan FriendFeed'i alarak ileride bu konunun daha çok önem kazanacağına olan inancı, kurduğu ekibi ve yaptıklarıyla Google'ın en sağlam rakibi olarak görünüyor. Hangi rakip geleceği daha iyi görürse ve ona göre doğru hamleleri yaparsa, o biraz daha Google'a yaklaşır. Aksi takdirde, uzun yıllar kimse Google'ın yanına bile yaklaşamaz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


